Atık Ve İsraf

Atık ve İsraf

Dünyadaki birçok insan için gıda israfı bir alışkanlık haline gelmiş durumda; marketlerde ihtiyacımız olandan daha fazla yiyecek satın almak, meyve ve sebzelerin evde bozulmasına yol açmak veya tüketebileceğimizden daha çok porsiyonlar almak… Bu alışkanlıklar yiyecekleri israf ettiğimizde doğaya, çevreye, doğal kaynaklarımıza ve gezegene büyük bir yük oluşturmaktadır. Her gün milyonlarca insanın aç kaldığı bir dünyada gıda kaybını ve israfı azaltmak çok önemli. 

 

Dünyada ciddi miktarda atık ve israf yaşanırken konuyla ilgili İrfan Donat’ın Oksijen gazetesi için kaleme aldığı yazı dikkat çekiyor.

 

Birleşmiş Milletler Gıda ve tarım Örgütü (FAO), 29 Eylül’ü “Küresel Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü” ilan etti. Biz de günün anlam ve önemine binaen hem küresel ölçekte hem de Türkiye özelinde durumun vahametini resmi istatistikler eşliğinde hatırlatalım istedik.

 

Araştırmacılar yıllardır, gıda kayıp ve israfının gerçek boyutuna ilişkin verileri bir araya getirmeye çalışıyor ama bunu küresel çapta sağlıklı bir şekilde ölçümleyebilmek çok da kolay değil.

 

FAO’ya göre, dünyada her yıl üretilen 4 milyar ton gıdanın yaklaşık 1,3 milyar tonu çöpe gidiyor. Bunun da ekonomik karşılığı kabaca 1 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. “Hesaplanıyor” diyoruz zira dünyadaki toplam gıda üretiminin yaklaşık yüzde 31’i çöp olurken bunu yüzde 14’ü “kayıp”, yüzde 17’si ise “atık-israf” sonucu oluşuyor. 

 

“Gıda kaybı” tipik olarak üretim, hasat, depolama ve nakliye gibi değer zincirinin daha erken aşamalarında kaybedilen gıdayı ifade ediyor. “Gıda israfı” ise tüketime uygun durumdaki ürünleri perakende kanalları ile tüketici tarafındaki atık kısmı temsil ediyor.

 

Önce “kayıp” kısmına bir göz atalım…

100 birimlik bir kayıp üzerinden durumu özetlemek gerekirse, bunun yüzde 40-50’si meyve-sebze ve köklü bitkiler, yüzde 30’u tahıllar, yüzde 20’si ise yağlı tohumlar, et ve süt ürünler ile su ürünlerinden oluşuyor.

 

Gıdada 3 Paradoks

Aslına bakarsanız insanoğlu gıdaya dair 3 paradoks ile karşı karşıya…

 

Birinci paradoks, 7,8 milyara ulaşan dünya nüfusunda yaklaşık 2,1 milyar fazla/aşırı kilo ve obezite ile mücadele ederken, 811 milyon insan ise yetersiz besleniyor ve akşam yatağına aç gidiyor.

 

Dünyadaki toplam gıda üretiminin üçte birine denk gelen kayıp ve israf miktarı, açlığa mahkûm edilen 811 milyon insanı beslemek için gerekli olan gıda miktarının neredeyse 2 katı fazlaya denk geliyor.

 

Buda ikinci paradoks…

 

Üçüncü paradoks ise işte böyle bir dünyada mısır, kolza, ayçiçeği, soya ve aspir gibi bitkilerden elde edilen motorlu araçlarda belirli oranda kullanılan biyoyakıt üretimi… Bugün tarım alanlarını yaklaşık beşte birinin biyoyakıt gibi gıda dışı üretime ayrıldığı tahmin ediliyor. 

 

Dolayısıyla insan aklına ister istemez bazı sorular takılıyor. Açlık gibi bir utanç ile yaşadığımız bu yüzyılda, tarımsal üretimde öncelik insan gıdası mı yoksa araçların yakıt tüketimi mi olmalı?

 

Gıdada Yeni Yaklaşımlar Şart

 

Özetle, mevcut gıda sisteminin sürdürülebilir. Bir yanı kalmadı. Gıda kayıp ve israfı, dünyayı etkileyen çok yönlü küresel bir riske dönüştü. Tarım ve gıda sektörünün çevre, iklim ve biyoçeşitlilik üzerindeki baskısını azaltmanın yolu, üretimden tüketime kadarki sürecin bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yeniden dizayn edilmesinden geçiyor.

 

Çöpe giden her gıda, üretimi için harcanan enerji, toprak, su, emek, zaman ve diğer pek çok kaynağında israfı anlamına geliyor. 

 

Küresel iklim değişikliği baskısı altında gıda güvencesini teminat altına almak ve küresel açlığı sona erdirmek adına kaynakları doğru kullanmak ve yönetmenin zamanı geldi de geçiyor bile.

 

Etiketler: BESLENME
Ocak 31, 2022
Listeye dön
Çerez Kullanımı

Sizlere en iyi alışveriş deneyimini sunabilmek adına sitemizde çerezler(cookies) kullanmaktayız. Detaylı bilgi için Kvkk sözleşmesini inceleyebilirsiniz.